Sana neden yanımdayken hiç gözlerini kapatmadığını, neden uykuya dalmaktansa iri gözlerinle karanlığı izlediğini sorduğumda bana onlardan “korktuğunu” söylemiştin. “Neyden?” diye sorduğumda ise gözlerini kapattığında her şeyi olduğundan daha gerçekçi gördüğünü söyledin. Bu söylediklerini tam olarak anlamam mümkün değil ama ben sana yine de inandım. Ve işte böyle başladı her şey.
Sana neden yürürken adım seslerinin hiç duyulmadığını, neden gölgelerin içinden yürüdüğünü sorduğumda bana daima sessiz yürüdüğünü çünkü onların seni “duyabileceklerini” söylemiştin. “Kim?” diye sorduğumda ise atılan her adımın ayakta dikilmeyi anımsatacağını söyledin. Bu söylediklerini ben anlayamam, çözemem. Ama ben yine sana inanırım. Çünkü anlamaya çalışıyorum.
Sana neden sürekli maske taktığını ve yüzünü gizlediğini sorduğumda onların seni “tanıyabileceklerini” söylemiştin. Kimden gizlendiğini sorduğumda ise asıl kimlere göründüğünü sormamın daha uygun olacağını söyledin. Muhtemelen dediklerini hiçbir zaman anlayamayacağım. Ama bir yolunu bulup yine sözüne inanacağım. Çünkü seni anlamak ve sırrını çözmek istiyorum.
Sana neden hiç konuşmadığını, neden susup izlediğini sorduğumda onların seni “duyabileceklerini” söylemiştin. Konuşman için ısrar ettiğimde ise bazı sessizliklerin çoğu gürültüden daha yüksek sesli olduğunu söyledin. Hiçbir zaman seni anlamadım. Ama gerçekten, hep ama hep anlamaya çalıştım. Çünkü öyle istedim. Bunu gerçekten istedim.
Orada bir ayna var, biliyorum.
Hatta, görüyorum.
Orada bir ben var, benim bir kalıntım.
Konuşmuyor, gülmüyor, yalnızca bakıyor.
Bir şeyler kaçırdığımı hissediyorum, baktıkça.
Sanki her baktığımda o da geliyor,
Baktıkça o da bakıyor, vakti buna gidiyor.
Garip hissediyorum sana baktıkça, diyorum.
Hiçbir şey demiyor.
Konuşmuyor, gülmüyor, yalnızca bakıyor.
Ben onaylamadan hiç kafa sallamıyor.
Gitmeme izin vermiyor, bakıyor.
yazan: Yaman Ege